Türk erkeği için vazgeçilmez eğlencelerden birisidir halı saha ritüeli. 7 kişiden mütevellit nice takım kurulmuştur, nice takıma dahil olmuşuzdur şimdiye kadar bilinmez. Kiminde Carlos, kiminde Cafu, kiminde Ronaldinho, kiminde C Ronaldo, hatta Recep Çetin bile olmuşuzdur, yeter ki o 4 direk arasını koruma görevi bize düşmesin de.
The Invincibles topu topu 9 erkeğin yer aldığı bir sınıfta attı temellerini, zordur 9 kişiden 7 cengaver çıkarmak, öyle böyle becerdik bir şeyler, çıktık krallar gibi oynadık topumuzu. Kar kış dinlemedik, yağmur çamur dinlemedik, oynadık.

Aradan 1 yıl geçti, kadroda mecburi revizyona gittik, bir sene öncesinden yolda görüp selam vermeye başladığımız birisi katıldı aramıza, bir de o hiç sevmediğimiz, bir dakika daha az kalabilmek için türlü cinliklere giriştiğimiz kale mevkisini doldurduk ki, kaymaklı ekmek kadayıfı oldu bizler için. Çokça Volkan Demirel performansı sergilese de, vazgeçemedik o kalecimizden de.
***
Volkan Demirel'in önünde, defansın sigortasını emanet ettiğimiz Servet Çetin performanslı arkadaşımız oynuyor yıllardır, önemlidir ileriye giderken gözlerin arkada kalmaması. Sağ bekte ikinci yıl aramıza katılan Belletti yer alıyor, Villareal zamanlarındaki gibi. Sol arkada ise Ashley Cole performansıyla yürüyerek gol atabilen ender defans oyuncularından birisi var. Orta alanımızda ileriye ve geriye oyunu çevirebilen Viera ekolünün Türk temsilcisi var. Sağ ileri uçta güçlü fiziği, düzgün ayakları ve inanılmaz mücadeleci gücüyle Zlatan İbrahimovic. Sol önde oynayan oyuncumuz da bendeniz Le Saux.
***
Böyle bir şey işte, ortaya karışık bir hikaye. Bir topun peşinde koşarken mutlu oluyoruz, başkalarıyla değil kendimizle oynadığımız için zevk alıyoruz. Sahanın kapısından sonraki saatin futbol sevdalıları girmeye başladı mı, bizim için de hırs, acı, ihtiras bitmiş demektir. Sonrası eğlence, gülmece, anlatacak bir anı daha, güzel bir hikaye.
Vamos Invincibles!